İyimser

Keskin bir satırla lime lime edilmiş bir yaşamın efendisiyim.
Gökyüzündeki kuşlar kıskandığım, bir de lağımdaki sıçanlar.
Gitmek arzusu bir çuval tüm bedenimi sarmalayan.
Öyle bir çaresizlik,
Öyle bir içine kapanış ki bu
Tek istediğim bu hayatı uyumak!

Binlerce çürümüş el bastırıyor zihnime,
Gözyaşlarımı fırlatıyorum onlara.
Ama bitmek tükenmek bilmiyor,
Gözyaşlarım yetmiyor.
Öyle bir bunalış ki bu
Kuru bir çığlık uzayı kaplıyor tüm ruhumu.
Çığlıklar yıldızlar kadar,
Boğazımdan kusarcasına fışkırıyorlar.
Ama yok!
Gidecekleri hiçbir adres, yok!
Kimse duymuyor!
Duyanlarsa…
Sokakta yanan bir insanı
Ateş kendilerine sıçrarsa diye
Kurtarmaktan kaçan sağlamcı korkaklar gibi
Duyduklarının birer vızıltı olduğu konusunda
Kendilerini telkin ediyorlar.
Böylece yanılsamalar içindeki pırıltılı yaşamlarından
Çaresizlik, mutsuzluk mikroplarını uzak tutmuş oluyorlar.
Sonuçta iadeli taahhütlü çığlıklarım
Çıkış yollarının adreslerini bulamayınca
Bir hayvanın anüsünde
Yaşam savaşı veren efendilerinin ruhuna
Büyük bir vefa örneğiyle,
Birer birer, eşit zaman aralıklarıyla
Bir çınar büyüklüğünde kazıklar gibi saplanıyorlar.

Bu ne demek biliyor musun bir yerlerdeki mutlu insan?

Fotoğraf: Burak Buyruk

Bu…
Kenarlı derin tırtıklı bir bıçağı
Önce canlı bir göğse saplayıp
Sonra çevire çevire dışarı çıkarmak!
Bu…
Bir erkeğin penisini kopartıp,
O kanlar içinde acısına egemen olmaya çalışırken
Köpeklerin penisini yiyişini seyrettirmek.
Bu…
Tüm ideallerinin gerçekleşme noktasına vardığında,
Kulağındaki küpe,
Bedenindeki dövme
Ya da kıçındaki kıl dönmesi yüzünden öldürülmek!
Bu…
Sen en tatlı uykundayken,
Bir hamam böceğinin kulağının içinden süzülüp
Bedeninde keşif yolculuğuna çıktığında
Kafanı, duvarlara vura vura, parçalayarak ölmek!
Dersem
Sanırım
Çok ama çok iyimser düşünmüş olurum.

Evet, ben çok iyimser bir insanım.

Yoksa uyuşmuş yol göstericilerinin,
Gece kadar karanlık
Ve gündüz kadar aşağılık elleriyle
Paslı tenekelerinden çıkarıp
Sundukları pusulaların yönlerinin
Porno film çevirdiğini söyleyebilir miyim?
Önce kuzeyin güneyi sonra batının doğuyu düzdüğünü
Ve bu esnada cinsel kimliklerin sürekli değişip
Her çıkış yolu bekleyişimde
Sadece camın altındaki kıçlara giren karanlık yolu gördüğümü?

Zambaklarla, karanfillerle, papatyalarla
Ve bilinen ya da bilinmeyen tüm muhteşem çiçeklerle
Tıklım tıklım doldurulmuş bir bahçede şarkılar söylediğimi
Ve çiçeklerden yayılan kokuların
Ağır çekim bir film yavaşlığında
Beynime, ruhuma nüfuz ettiğini hayal ediyorum

Ve tüm cehennemimin bulanıklaştığını!

Yüzümde
Çaresizlikle harmanlanmış bir gülümsemeyle,
Bir uyuşturucu müptelasının
Bir sonrasına dek bedelini
Ölümü ensesinde hissettiren ama öldürmeyen
Adeta alay eden krizlerle ödeyeceği gibi,
Geçici bir mutluluk yaşıyorum.
Ve gerçek bir soytarının aptallığına ulaşabilmişken
Kendime şöyle diyorum:
Ben kesinlikle karamsar değilim.
Hala yaşıyorum.
Yaşayan her insan iyimserdir.

NOT: Bu iç hesaplaşmayı 2000 yılının Ocak ayında yazmıştım.

http://www.burakbuyruk.com

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s